Kan şekeri yüksekliği temelde damar duvarında oluşan değişikliklerle ortaya çıkan ayak problemlerinin genel adıdır. Kan glikoz seviyesi, pankreastan salınan insülin isimli bir  hormon tarafından farklı mekanizmalarla düşmektedir. Diyabetik hastalarda kan şekeri bu mekanizmaların farklı noktalarında ortaya çıkan sorunlardan dolayı düşürülememektedir. Öncelikle kılcal damar seviyesinde başlayan değişiklikler özellikle 10 yıldan uzun süredir diyabeti olan hastalarda sorunlara yol açmaya başlamaktadır. Göz damarlarındaki tutuluma bağlı görme sorunları, sinir çevresindeki damarların daralmasından dolayı his kusurları ve beyin damarlarının tutulumunda nörolojik değişiklikler bunların en bilinenleridir. Sinirlerin yeterli beslenememesi nedeniyle hastalar da ayaklarının yeterli ısınmaması, karıncalanma ve his kaybı gibi şikayetlerle polikiniğe başvurur. Ortaya çıkan his kaybı hastada sıcak-soğuk algısının bozulmasına, ayakta ortaya çıkan yanık, kesi ve yaraların anlaşılamamasına neden olmaktadır. Isıtıcılara bağlı ayak yanıkları ve banyoda sıcak suya bağlı haşlanma yanıklarının sebebi ayaktaki his kaybıdır. Her diyabetik hasta ayak bakımı konusunda mutlaka bilgilendirilmelidir. Günlük ayak kontrolü, vazelin ile nemlendirme, açık ayakkabı giymeme, ayakkabıların sıkı olmaması ve tırnak kesim tekniği bunların en önemlilerindendir.

Ayak yaraları, ülserleri ve şekil bozuklukları ortaya çıktıktan sonra tedavi yaklaşımları daha da önem kazanır. Daha önce yürütmüş olduğum bir çalışmada diyabetik ayak nedeniyle bacağı dizaltından ampüte edilen 460 hastadan sadece %60’ına yeterli tedavi verilebildiğini belirlemiştim. Burada en büyük problem, hastanın hastaneye ayak sorunlarının hayatını tehdit edecek seviyeye ulaştığı dönemde başvurması ve bu nedenle hastaya tedavi verilebilecek zamanın kalmamasıdır. Uygulanabilecek tedavi yöntemleri yaranın yerine, şekline, enfeksiyon durumuna, hastanın yaşına ek rahatsızlıklarına bağlı değişiklikler gösterir. Büyük damarlarda tıkanıklığı olan hastada bacak anjiosu veya damar ameliyatları (periferik vasküler anjiyo ve/veya by-pass cerrahisi) öncelikli iken, his kaybına bağlı ortaya çıkan ayak problemlerinde (charcot ayak) seri alçılama ve eklem dondurma ameliyatları (artrodez) ön plandadır.

Diyabetik hastalarda uygulanabilecek tedavi yöntemleri

1- Yara yerinden kültür alınması

2- Antibiyotik tedavisi

3- Kan sulandırıcı ilaç tedavisi

4- Periferik vasküler anjio

5- Periferik By-pass cerrahisi

6- Hiperbarik oksijen tedavisi

7- Kan şeker seviyesinin düzenlenmesi

8- Bası yaralarının ortadan kaldırılması için ayakkabı ve cihazlar

Enfeksiyonun eşlik ettiği ayak sorunlarında metabolizmada oluşan değişiklikler hastanın kan şekeri regülasyonunda bozulmalara neden olmaktadır. Kan glikoz seviyesindeki dalgalanmalar tedavinin başarı şansını azaltmaktadır. Bu nedenle diyabetik hastalarda uygulanan tedavinin başarıya ulaşmasındaki en önemli etken hastanın hastaneye yatırılarak kan şeker seviyenin kontrol altına alınmasıdır. Buradan da anlaşılacağı üzere Diyabetik ayak sorunları, içinde endokrinoloji, radyoloji, kalp damar cerrahi, plastik cerrahi  ve enfeksiyon hastalıkları bölümlerinin bulunduğu bir ekip işidir.

Başarıyla tedavi edilen hastalarda sorunların tekrarlaması ve/veya başka bir yerde yeniden ortaya çıkması mümkündür. Bu nedenle hastanın ayak bakımı konusunda yeniden bilgilendirilmesi önemlidir. Cerrahi dışı tedavinin başarıya ulaşamaması durumunda cerrahi seçenekler gündeme gelir. Bazen damarlara yönelik cerrahi girişimler şeklinde olurken bazen de gangrenize dokuların temizlenmesi ve/veya alınması şeklinde olabilir. Diyabet sistemik bir hastalıktır. Ayak sorunları buzdağının görünen yüzüdür. Ayakta damar daralmasında ortaya çıkan değişiklilerin benzeri kalp ve beyne giden damarlarda da olduğu için cerrahi planlanırken kardiyoloji ve anestezi görüşüne başvurmak önemlidir.

Özellikle Ayak sorunlarına yönelik tedavilerin başarısız olması durumunda ampütasyon cerrahisi göndeme gelmektedir. Kesilecek seviye yine hastanın ek hastalıklarına, problemin ciddiyetine, damar tıkanıklığının durumuna ve hastanın genel haline bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir.